Renklerin etkisi

Tarih boyunca insanlar renklerin kendilerine ve yaşamlarına olan etkisini merak edip durmuşlardır. Özellikle Uzakdoğu’da aynı zamanda bir tür terapi olarak kullanılan renklerin etkisi bugün birçok alanda kullanılmaktadır. İnsan psikolojisini etkileyen kimi renkler içe kapanıklık yaparken kimi renklerin enerji veren etkisi, renklerin önemini bir kez daha gündeme getirmekte. Renklerin insan davranışını, yönelimlerini ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği artık bugün kesinleşmiştir. Kanada'da yapılan bir araştırmada öğrencilerin başarı grafiklerinin basit renk değişimleri ile yükseltilebileceği gösterilmiştir. Aynı araştırma da davranış bozukluğu gösteren bazı öğrencilerin, sınıfların farklı renklere boyanması ile düzelme gösterdikleri belirlenmiştir.

Bu kadar renklerle iç içe bir hayat yaşamamak lazım ama bazen renkler, gerçekten de insanların hayatlarını şekillendiren bir araç olarak kendisine yer bulmakta. Renk konusu açılmışken, ekranında bin bir çeşit renk olan www.gazino-oyna.com da gazino deneyimi yaşamak isteyenler, renklerin hakimiyetini sonuna kadar hissedecek. 

Çalan Ev Telefonu

Ev telefonu ile konuşmayı hiç sevmiyorum. Çünkü arayan bir firmanın müşteri temsilcisi ya da tanıtım amaçlı çalışanlarından başkası olmuyor. Benimle ev telefonu ile iletişim kurmak isteyen tek bir tanıdığım bile yok. Cep telefonu kullanımı artık o kadar yaygın ki çoğu kişi ev telefonlarını  tamamen ortadan kaldırdı bile. Benim de bu kervana katılmam yakındır.  Zira çoğu zaman çalan ev telefonunu açmıyorum. Hele ki http://www.para-yatirmasiz.com sitesinde oyun oynuyorsam.. Ev telefonunu elime alıp birini aradığım zaten yok. Yani tamamen gereksiz bir halde faturasını ödediğim ve kesinlikle bir ihtiyaç olmaktan çıkmış bir aletten ibaret, evin bir köşesinde duruyor. Peki ev telefonu ne zaman bu kadar gereksiz oldu? Eskiden tüm iletişimimizi sağladığımız, sevdiklerimiz ile bizi buluşturan konuşturan ev telefonu nasıl oldu da bir köşeye atıldı? Sanıyorum ki tüm bu soruların cevabı tek bir ifadede gizli; o da gelişen teknoloji.

Çocuklarımla Yeğenimin Bir Günü

Çocuklarım kuzenleri ile tatile çıkmayı, gezmeyi, dolaşmayı, eğlenmeyi ve bir şeyler yapmayı çok sever. Biz de onların bu muhteşem uyumuna bayılırız. Bu genç yaşlarında böyle iyi anlaşmalarına şaşırıyor ve takdir ediyoruz. Kaldı ki biz büyükler bile bazen çok iyi anlaşamıyoruz. Geçen gün kızımla oğlum eve döndüklerinde gün içinde yaptıklarını anlattılar. Eşimle ben hızlarına yetişemedik anlattıklarına bile yetişemedik. İnternet cafede http://www.en-iyi-casino-siteleri.com sitelerine girmişler ve onlar için yeni bir heyecan olan bu oyunları oynayıp saatlerini burada geçirmişler. Sıkılmadan yorulmadan eğlenerek bu casino oyunlarını oynamışlar. Oğlum blackjack, kızım ruleti sevmiş. Kuzenleri de onlara katılmış. Biz babasıyla kumar oynamalarını istemiyoruz. Tabii çocuklarımız da bizim gibi düşünmüş ve aralarında eğlenme amaçlı yarışmışlar sadece. Oradan çıkıp dondurma yemişler ve ışıklı caddelerde yürüye konuşa eve gelmişler. Bu uyumlarına hayranım. Kızım yorgundu ama yüzü gülüyordu. Ona bu moral iyi geldi.

Kazanmayı Öğrendim

Yıllardır Sayısal Loto, Şans Topu gibi oyunları oynuyorum ama henüz büyük ikramiyeyi kazanamadım. Ama hala umudum var. Belki size komik gelebilir ama günün birinde büyük ikramiyenin bana çıkacağından eminim. Ama sürekli üç tutturmak konusunda rekorum var. İki ay büyunca her hafta üçü buldum ama sonra patladı tabi ki. Her seferinde de yılmadan oynamaya devam ettim. Dediğim gibi umudumu hala koruyorum. Şimdilerde yeni bir şeye takıldım. Hem kazanmak için diğer oyunlardaki gibi beklememe gerek kalmadı. Yanlış anlaşılmasın büyük ikramiyeyi tutturmadım ama oldukça iyi kazanç sağladığımı söylemem gerek. Herkesin bildiği ve bilmedikleri için korktuğu tek kollu canavar var ya işte onun sayesinde. İyi ki slot oyunlarını keşfetmişim. Bu sayede kazanmanın ne demek olduğunu öğrendim. Aslında işin en eğlenceli tarafı oyunlarda ilerledikçe ücretsiz çevirme hakları kazanıyor olmak. Ücretsiz slot çevirme hakları ile kazanmaya devam ediyorum şimdilerde.

Arkadaş Gurubum

Biz 5 kişilik bir arkadaş gurubuyuz. Mahallede bize deli fişekler derler. Biraz haylaz ve laf dinlemez çocuklarız. En küçükleri benim 17 yaşındayım. En büyüğümüz Sami abi 26 yaşında. Kahvehaneye gider kağıt oyunları oynarız. Atari salonları ya da internet cafeye gider birkaç maç yaparız. Geçen gün Sami abi bize bir kumar sitesi bulduğunu söyledi. Casino kampanyalarini bize anlattı. Herkesin aklı yatmıştı. Paralarımızı toplayıp buraya yatıracak ve çok kazanacaktık. Önce bize siteyi ve oyunları iyice anlattı. Bizim evde internete girdik annemler o gün çarşıya çıkmıştı. Onlar görse kızabilirdi özellikle de bana. Henüz yaşım tutmuyor ve paralı oyun oynuyorum diye. Onlar çarşıdan dönene kadar arkadaşlarla casino oyunlarını oynadık. Çok eğlenceliydi ve diğer oyunlardan farklıydı. İki arkadaş birlikte oynadı ve 1 saat içinde iyi bir miktar kazandılar. Neyse ki annemler dönmeden evi boşaltmıştık.

Uykum Var

Sabahtan beri yatakta dön dolaş uyuyamadım. Zaten geç yatmışım, uykusuzluk gözlerimi esir almış durumda, yaptığım hiçbir şeyi anlamıyorum, uyumak için can atıyorum, beni uyutmamakta kararlı olan bu komşuları ne yapmam lazım acaba? Sabahın erken saatlerinden beri bir şeyler çekeliyorlar, sürüklenme sesleri, gıcırtılar, ayak sesleri, duvara vurmalar vs. Gözlerimi kapattığım anda hepsi beynimde eko yaparak yankılanıyor. Tam uykuya dalacakken bir gümleme sesi beni yerimden sıçratmaya yetiyor. Geç yatmak benim seçimim olabilir, işim gücüm vardı ama insanların da birazcık birbirlerine saygılı olmaları gerektiğini düşünüyorum. Alt katında da bir insan yaşadığını, her ne kadar ne durumda olduğunu bilmesen de biraz saygılı olman gerektiğini düşünmen gerekiyor sevgili komşum. Uyuyan olabilir, hasta olan olabilir, çocuk olabilir…  Sesler kesilene kadar ben de oyalanacak bir şeyler bulayım bari. Www.yuklemeden-online-oyunlar.com sitesinden başlayarak biraz oyalanabilirim. İnternet dünyası sanırım uyuyamayanlar için var.

Sabah Kaçamağı

 

İnsan evde çalışınca çevresindekiler ona “sanki çalışmıyormuş” muamelesi yapıyor ya hiç hoşlanmıyorum bu durumdan. Biraz önce de tam oturdum bilgisayarıma, sevgili e-ticaret sitem Ucuzcubekir için anneler günü reklamı hazırlıyordum. Telefon çaldı, arkadaşım “ hadi gel, pastahanede kahvaltı edelim” dedi. Kem küm edip, “işlerim var” desem de “sanki patronun mu kızacak, gel işte 5 dakika” dedi. Kıramadım, ben insanlara pek “hayır” demeyi beceremiyorum da.. Apar topar üzerime bir şeyler geçirip eve çok yakın olan pastahaneye gittik. Çay, poğaça, bir çay daha bir sigara derken saat 11:00 olmuştu eve döndüm tekrar. Oysa ne güzel konsantre olmuştum yapacağım reklam çalışmasına. Oturdum bilgisayara, ama maalesef ilham bir türlü gelemedi. Yeni keşfettiğim www.blackjack-bonuslari.com sitesine girdim, zaten geçen gün kazandığım bonuslar vardı, şansımı deneyeyim dedim. Bu gün şanslıymışım, “yaşasın!” diyerek bu yazıyı sevinçle yazdım sonra..

Bahar gelmeden yaz geldi

 

Geçen hafta havalar serindi, akşamları kombi yakıyorduk. Dışarıya çıkarken mutlaka yanımıza ceket almamız gerekiyordu. Birden ne oldu anlayamadık, havalar ısınıverdi. Şimdi dışarıya çıkacağım, bende bir telaş bir telaş.. Daha yazlık giysilerimi çıkarmadım dolaptan ama insanlar kolsuz t-shirtlerle dolaşmaya başlamışlar bile..

Bize okulda öğretilen neydi? Mart- nisan- mayıs bahar aylarıydı değil miydi? Bahar yok artık maalesef. Kış-yaz yaşıyoruz. İstanbul'da sıcaklık 28 derece olmuş bile, Antalya'da insanlar denize girmeye başlamışlar.. İstanbul'u turistler basmış ,etraf cıvıl cıvıl görmeniz lazım. Avrupa'nın soğuk ülkelerinden gelen turistler, utanmasalar sokakta neredeyse bikiniyle dolaşacaklar.. Havalar ısındıkça insanların da neşesi yerine geliyor besbelli. Sokak müzisyenleri mi dersiniz, gezinen insanlar mı.. Coşku yüzüne yansıyor insanların. Ama baharı da yaşasaydık iyi olmaz mıydı? Şöyle hafiften yağmur yağsaydı, doğa bu yağmurlardan nasibini alsaydı.. Ağaçların çiçeklenmesiyle yeşile bürünmesi arasındaki zamanı bile yakalayamıyoruz artık.. 

Üniversite dersleri

Üniversite ilk defa kaldığınız ve tekrar aldığınız ders asla unutulmaz. Statik te benim için böyledir. Profesör hocamız bu deresi bize veriyordu. Derste asla suratımıza bakmaz, ders bitince gider, dersi kısık sesle anlatırdı. Eğer ilk iki sırada oturmuyorsanız o derse hiç girmemiş olsanız daha iyiydi. Derste soru sormaya cesaret edenler asla bir daha soru sormazdı. Çünkü cevap olarak birşeyler alırdınız ancak bu sizin ile ilgili olurdu. Sınavları kapalı gişe oynardı tabiri caizse. Sınıf sınıf insanlar sınava gelirdi. Sınavda sınıfları gezn hocamız yine kimsenin sorusunu cevaplamadın çıkar giderdi. Soruyu anladınız anladınız eğer anlamadınız ise buradan girerek 1,3 gibi notları listenizde görürdünüz. İşte bende ilk olarak 18 aldım. İlk sınıf öğrencisi için oldukça dramatik bir not. Zaten finalden de 5 almıştım. Bütünlemeye bile girmeye gerek duymadım ve dersi seneye bıraktım. İşte benim de ilk kaldığım ders statiktir ve yeri asla doldurulmaz.

Sanal hayatın gideceği uç noktalar

 

İnternet çıktı, hayatımız şenlendi. Biraz da tembelleştik aslında.. Alışverişimizi internetten yapıyoruz, bankacılık işlemlerimiz dersen öyle. Yemeğimizi internetten alıyoruz; ayakkabımızı, uçak biletimizi de bir tıkla alıyoruz. Arkadaşlarımıza Facebook üzerinden sanal hediyeler gönderiyoruz. Hiç bilmediğimiz insanlarla internet üzerinden dostluklar kuruyoruz. Hatta işimizi de internete taşımaya başladık; evde pijamalarıyla milyon dolarlık ihalelere girip uçuk paralar kazanmaya başladı çoğumuz. Bu inanılmaz gelişmeler sonunda bilim-kurgu filmlerini aratmayacak şeyler yaşamaya da başlarsak inanın hiç şaşırmayacağım artık. Mesela internette ikonlar olacak:

Buradan girerek, avatarınızı yaratın” diyecekler. Biz bilgisayardan avatarımızı yönlendirirken O bizim yerimize hayatın içinde olacak. Etrafta avatarlar gezinecek, aynı filmdeki gibi belki masmavi derileri de olacak.. Böyle düşününce insan ürküyor değil mi? Düşünsenize biz insanların bilgisayarlardan tek üstün tarafı duygu dünyası.. Eğer bilgisayarlar orayı da ele geçirirlerse halimiz nasıl olur? Belki de bilgisayarlarla insanlar arasında varoluş savaşları yaşanır gelecekte?